Otobüsle 3 Günlük Selanik Turu

Herkese merhaba,

Bu yazıda sizlere çok bilindik tur firmalarından birinden satın alarak yapmış olduğumuz Selanik – Halkidiki – Thassos Turu‘ndan bahsedeceğim. İstanbul hareketli başlayan bu tur toplamda 3 gece, bir gecesi otobüste geçiyor. Diğer iki gece ise oda kahvaltı şeklinde otelde konakladık. Turun güncel fiyatı 109€, bizim bu turdaki amacımız şehir gezmek olduğu için toplamda yaklaşık 50€ tutan ekstra yüzme turlarına katılmadık.

İlk gece İstanbul Kadıköy Evlendirme Dairesi’nin önünden otobüse bindik, Avrupa yakasındaki birkaç duraktan daha yolcu aldıktan birkaç saat sonra İpsala Sınır Kapısı’ndaydık. Kapıdaki işlemler kısa sürdü ve Yunanistan’a giriş yaptık. Bu tura katılabilmeniz için geçerli bir schengen vizeniz veya yeşil pasaportunuz olması gerektiğini de hatırlatalım.

1. Gün

Yol üstünde Kavala kurabiyesi satan bir yerde durduk ve Türk kahvaltısına benzer bir kahvaltı aldık. Bu kahvaltı tura dahil değildi ve 5€ civarı tuttu. Ardından Selanik’e vardık ve Atatürk Evi’ni gezmeye başladık.

Atatürk Evi’ne giriş ücretsiz. Burası Atatürk’ün doğduğu odayı, şahsi eşyalarını, okul hayatına dair anekdotları ve bazı kişisel hatıralarını görebileceğiniz son derece bakımlı ve doyurucu bir müze olmuş. Evin arka bahçesindeki Türk bayrağını görünce insan sanki Türkiye’deymiş gibi hissediyor.

Atatürk Evi’nin arkada bahçesinde, Ali Rıza Bey tarafından dikilmiş halen meyve veren bir nar ağacı var. Mustafa Kemal Atatürk’ün küçükken bu ağacın altında oyun oynadığını hayal etmek bile son derece değişik bir his.
Atatürk Evi’ni gezdikten sonra otobüse tekrar bindik ve Selanik şehir merkezinde bir tur attık. Rehberimiz şehirle ilgili bir takım bilgiler verdi ve daha sonrasında şehirde serbest olarak dolaşmaya başladık.

Serbest zamandaki ilk durağımız Kanuni Sultan Süleyman tarafından 15. yüzyılda inşa ettirilen Selanik’in simgelerinden Beyaz Kule ve çevresi oldu. Kuleyi gezmeden önce arka tarafındaki tur tekneleri ilgimizi çekti, onlardan fiyat aldık. Alkollü/alkolsüz bir içecek dahil yarım saatlik tekne turu için kişi başı fiyatı 5€ idi. Hava ısınmaya başlamıştı o nedenle bir mola olur diye düşünerek tur teknesine bindik. Yarım saat süren bu turla Selanik ve çevresini denizden görmüş olduk. Şehrin İzmir’e ne kadar benzediğini fark ettiğimiz ilk an teknede yaşandı. Fiyat/performans açısından makul bir gezi oldu 🙂

Bu minik turun ardından, bizim için ecdad mirası olan bir yapı olduğunu düşündüğümüz için şehrin en önemli simgelerinden Beyaz Kule’ye giriş (bilet kişi başı 6€) yaptık. Keşke yapmaz olaydık 🙂 Kule müzeye çevrilmiş, bir kısmında Selanik şehrinin geçmişten günümüze kuruluş tarihini anlatan alanlar vardı, onun haricinde neredeyse sürekli olarak Yunanistan’ın bağımsızlık sürecini ve buna paralele olarak Osmanlı’yı kötüleyen yazılar mevcuttu. Kulede Türklere ait bir şeyler olmasını zaten çok beklemiyorduk ancak bu dil hoşumuza gitmedi. Kulenin en üst katında bir su ve manzara molası verip müzeden çıkış yaptık. Bir süre daha şehir merkezinde vakit geçirdikten sonra turdaki diğer katılımcılarla buluşarak yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuğun ardından Perinthos Hotel’e giriş yaptık. Bu tip turlarda her zaman olduğu gibi konaklama yaptığımız otel şehrin dışındaydı, Selanik’i gece görmek isteyenler taksi vb. ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlayabilirler.

2. Gün

İkinci güne otelde aldığımız kahvaltıyla başladık. Tura katılan diğer insanlar bugün Halkidiki’ye yüzmeye gitti. Bize yurtdışında yüzme fikri çok mantıklı gelmediği için bugünü yine Selanik merkezinde gezerek geçirmeye karar verdik. Bu sefer biraz daha şehrin tarihi mekanlarından çok meydanlarına, alışveriş merkezlerine yakın bir rota belirledik kendimize…

İlk durağımız Aristoteles Meydanı, şehir merkezinde yer alan Nikis Bulvarı üzerinde bulunan bu meydan 1950 yılında beri Selanik’in en popüler mekanlarından biri olmakta. Fransız mimar Ernest Hebrard tarafından tasarlanan bu büyük alan içerisinde Büyük İskender’e ait bir adet heykel de bulunuyor. Ayrıca bu meydanda tanıdık bir simayı da gördük. İstanbul’da onlarca şubesi olan Midyeci Ahmet, “Lord of Mussels” (Midyelerin Efendisi) isimliyle bir dükkan da burada açmış. Bi’ kurtulamadık ya! 🙂

Aristoteles Meydanı’ndan biraz yukarı doğru ilerleyince de karşımıza Selanik’e gelince gezilmesi gereken en önemli caddelerden biri olan Tsimiski Caddesi çıkıyor. Burayı bizim İstiklal Caddesi’nin trafiğe açık olanı gibi düşünebilirsiniz. Sağlı sollu mağazaların bulunduğu bu cadde Selanik’te alışveriş yapmak için biçilmiş kaftan. Şehrin en hareketli noktalardan biri olan bu caddede Selanik’in en büyük alışveriş merkezi olan Plateia Center da bulunuyor. Öğle saatlerinde bu caddedeki mağazalarda vakit geçirdik. Ardından biraz soluklanmak için ufak bir google araştırmasıyla bulduğumuz Tsimiski Caddesi’ne çok yakın konumda bir profiterolcüye geldik. Choureál | Choux & Profiterole isimli bu dükkan, son derece güzel profiteroller yapıyor. Biz çok beğendik.

Yunanistan genel olarak yemek kültürünün bize benzer olduğu bir ülke, bizim yemeklerimizi dünyaya kendi yemekleri gibi tanıtmaları da bunun en açık örneği. Ancak biz yine de bu gezimizde biraz daha farklı ancak risksiz yemekler yemeyi tercih ettik. Selanik’teki ikinci günümüzün akşam yemeğini ise Falafel Taste Middle East isimli Lübnan restoranında yedik. Falafelleri son derece lezzetliydi, tavsiye olunur 🙂

3. Gün

3. gün bu gezinin son günü olacak. Sabah erkenden alınan kahvaltının ardından otelden çıkış yapıp yola koyulduk. Yönümüzü doğuya, Türkiye’ye döndük. Bugünün programında Kavala turu ve Thassos adasında bir yüzme turu var. Biz yine yüzme turuna katılmayıp şehir turu yapmayı tercih edeceğiz.

Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuğun ardından Kavala’ya ulaştık. Burası 525 yıl boyunca Osmanlı’nın hüküm sürdüğü bir şehir. Şehrin ortasında tıpkı Beyaz Kula gibi Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilmiş bir su kemeri mevcut. Bu su kemerinin yapılmasından sonra Kavala şehri daha yaşanılabilir bir hale gelmiş ve gelişmeye başlamış.

Kavala güzel, kendi halinde, şirin bir şehir. Ancak bu kendi halinde şehirde bizim dikkatimizi çeken başka noktalar ve konular da olmadı değil. Şehrin giriş ve çıkışındaki Bizans’ın çift başlı kartal arması ile İstanbul’a kalan mesafeyi gösteren yol tabelası ve Kuzey Kıbrıs’ı kanlı olarak gösteren tabela…

Türk-Yunan ilişkileri ve siyasete girmek istemem ancak 570 yıllık Türk toprağına kalan mesafeyi gösteren bir tabelayı Bizans armasıyla şehre koymanın pek masum bir hareket olmadığını düşünüyor, yorumu sizlere bırakıyorum.

Bir diğer garip tabela ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kanlı olarak gösteren tabela. Bu tabelanın Kavala şehrinin giriş çıkışına koyulma amacı ise biraz daha farklı. Eskiden Avrupa’ya gidip gelen gurbetçiler Yunanistan üzerinden Türkiye’ye giriş yapmak istediklerinde henüz otoyol yapılmadığı için Kavala şehrinin içinden geçmek durumunda kalıyormuş. Yunan makamları da bu fırsatı bulunca kullanmak istemiş ve kendi propagandalarını yapmak için şehre Kıbrıs Barış Harekatı’nın kanlı bir operasyon olduğunu ima eden Almanca tabelalar koymuş. Biz yine bu noktada bilgiyi verip susalım, yorumu sizlere bırakalım…

Kavala turunun da ardından İstanbul yönüne seyahatimize devam ettik, Kipi Sınır Kapısı’ndan yurda giriş yaptıktan sonra akşam 10 sularında İstanbul’daydık.

Özetlemek gerekirse, haftasonuna ekstra 1 izin günü ekleyerek Atatürk’ün doğduğu yeri, Osmanlı’nın yüzyıllarca hüküm sürdüğü toprakları gezmek çok mantıklı. Büyük resme bakacak olursak bu tur; sunduğu imkanlarla, münferit olarak gitmek isteseniz gereken yol ve konaklama bütçesiyle beraber düşünüldüğünde fiyat/performans oranı son derece yüksek bir tur. İmkanı olan herkese tavsiye ediyoruz!

Yorum bırakın

Trend